İki Kutuplu İnternet

İki Kutuplu İnternet

Dünya Çapında Ağ, dünya çapında olmaya devam edecek mi?

Bugün bildiğimiz anlamdaki bilgisayarlar daha oldukça yeniyken, ilk bilgisayar ağları ortaya çıkmaya başlamıştı. 1950’de ABD radar sistemlerini birbirine bağlamış (SAGE), 1962’de SSCB askeri ve ekonomik yapıyı tek bir merkezden kontrol etmek için bir bilgisayar ağı (OGAS) kurmaya başlamıştı. Sovyetler projesi başarısız olsa da (ki merkezi planlamanın başarılı olmasına belki de yardımcı olabilecek tek ihtimaldi), ABD hükümeti bilgisayar ağları konusunda gelişme sağlayıp 1969’da ARPANET’i kurdu. Özellikle ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA)’ya hizmet veren BBN şirketinden Joseph Carl Robnett Licklider, 1963 yılında “İntergalaktik Bilgisayar Ağı” konseptini geliştirmişti. Bugün İnternet dediğimiz şeyin temelini bu konsept oluşturdu.

Licklider, DARPA’da Davranışsal Bilimler ve Emir Komuta programlarının başına atandı. Ivan Sutherland ve Bob Taylor’u da projeye dahil ettikten kısa bir süre sonra ayrıldı. Fakat Taylor ve Sutherland projeye devam etti. Farklı komutlar verilen bilgisayarlarla iletişim kurmak için farklı terminaller kullanıyorlardı. Hepsinin tek bir terminalden erişilebilir olması gerektiğini düşündüler. ARPANET’in temelini bu attı. İnternet'in ilk adımı buydu. Aynı zamanlarda, 1965’te, Birleşik Krallık’ta da bu çalışmalardan habersiz Donald Davies benzer bir konsept üzerinde çalışıyordu: NPL Ağı. 1973’te ARPANET ile NPL ağı birbirlerine bağlandılar. 1982’de TCP/IP protokolü standart haline geldikten kısa bir süre sonra internet omurgası kurulmaya başlamıştı bile. Tüm dünya birbirine bağlanmaya başladı. Türkiye gibi ülkeler de ilk bağlantılarını 1990’lı yılların ilk yarısında gerçekleştirdi. 2000 yılına gelindiğinde neredeyse tüm dünya artık internete bağlanabiliyordu.

Bu bilgileri vermemin tek bir nedeni var: İnternet, dünyadaki tüm bilgisayarları birbirine bağlamak için icat edildi. Bu sayede bilgi kolayca aktarılacak, mesafeler ortadan kalkacaktı. Bugün Danimarka’daki bir bilim adamı bir araştırmasını dünyaya duyurmak istediği zaman, websitesine koyması yetiyor. Fakat işler böyle ilerlemeyecek gibi görünüyor.

İKİ KUTUPLU İNTERNET

Her ne kadar Facebook gibi platformlar dünyanın her yerinden ulaşılabilir gibi gözükse de, Çin, Bangladeş, İran ve Kuzey Kore’de bir çok servis yasaklı durumda. Küba gibi bazı ülkelerde ise global internet ağına çıkmak fiyatı nedeniyle neredeyse imkansızken, sansür dolu yerel internet oldukça ucuz. Bazı ülkeler doğrudan sansür uygularken, bazıları ise Skype gibi araçları “bağlantı problemi var” gibi gösteren yöntemlerle engelliyorlar. HTTPS bağlantısı kullanmayan bir çok sistemde bazı kelimelerin iletilmesi engelleniyor. Kısacası, illiberal demokrasiler ve diktatörlükler giderek artan internet yasakları ile neredeyse tamamen yerel bir internet kuruyorlar. Son günlerde yaşanan gelişmeler, işlerin daha kötüye gidebileceğini gösteriyor...

Çin’in sansür isteğinden vazgeçmemesi, Google'ın %20'lik pazara karşı duyduğu iştahla birleşince Dragonfly ortaya çıktı. Dragonfly'ın bazı arama sonuçlarını göstermeyeceği, bazı arama terimlerine hiçbir sonuç vermeyeceği ve hatta kullanıcıların aramalarının telefon numaraları ile eşleştireceği de iddialar arasında.

Ayrıca liberal demokrasilerin iyi niyetli (her ne kadar bazı yorumcular başka niyetlerin olduğunu da düşünse de) sayılabilecek diğer ülkelere etkilerini düşünmeden gerçekleştirilen gizlilik ve güvenlik temelli yasama faaliyetleri sorunun büyümesine katkıda bulunacak gibi gözüküyor. Kişisel bilgilerin güvenliğini sağlamak adına (en azından beyan edilen amaç bu) kullanıcı verilerini ülke sınırları içinde tutmayı zorunlu hale getiren veri koruma regülasyonları, diktatörlüklerin doğrudan fiziksel olarak erişebileceği sunuculara sahip olmalarının önünü açıyorlar.

Her ne kadar Edward Snowden’ın ifşa ettiği PRISM gibi programlar güvenilirliklerini zedelese de, Google gibi şirketlerin kullanıcılarına sağladıkları bir takım avantajlar vardı. Bulundukları ülkelerin hükümetlerine bilgi sızdırmaları riski bulunmasına (ve bir çoğunun sızdırdığı ortaya çıkmasına) rağmen, uluslararası düzenin kaosu sayesinde, şirketin merkezinin bulunduğu ülke dışında herhangi bir ülkenin hükümeti, şirketi bilgi sızdırmaya kolay kolay zorlayamıyordu. (Örneğin, bir çok kullanıcı Protonmail'i İsviçre'de bulunması ve diğer tüm ülkeler gibi AB ve ABD yetkililerinin de egemenlik alanına girmemesi nedeniyle kullanıyor.) Bu sayede baskıcı rejimlerin muhaliflerine karşı kullanabileceği araçlar azalıyordu. Fakat GDPR gibi regülasyonları emsal kabul ederek "bizim ülkemizdeki kullanıcıların verilerini de ülke sınırları içinde barındıracaksın" diyen illiberal demokrasiler ve diktatörlükler de ortaya çıkıyor. Öncesinde bilgi talep edip, karşılık bulamazsa en fazla erişim engelleme yoluna gidebilecek olan baskıcı hükümetler, artık fiziki el koyma yoluyla bazı bilgilere erişme şansına sahip olacak. Tabi ki dataların büyük kısmını şifrelenmiş şekilde barındıran yüksek teknoloji şirketleri var ama daha önce en büyük şirketlerin bile sistemlerine çok kritik sızmalar gerçekleşti. 2014 yılında 500.000.000, yazıyla BEŞ YÜZ MİLYON kullanıcısının email adresleri ve şifreleri çalındı. 2014 yılında 5.000.000 kullanıcısının şifreleri çalındı. En son bu yıl, 2018'de 50.000.000 Facebook kullanıcısının hesaplarına sızıldı. Zaten anladığınız üzere, Hükümetin bir kaç polis gönderip, bir sosyal medya platformunda veya e-mail üzerinden hükümetin sakıncalı bulduğu bir konu hakkında arkadaşınızla yaptığınız özel konuşmaların bulunduğu sunuculara el koyup, aleyhinizde kullanmasının önünde pek bir engel yok.

Özellikle 100-200 tane devletin onayladığı siteye izin verilen ülkeye özel internet sunan Kuzey Kore gibi ülkelerin yanında, ülke içinde barındırma ve hükümetlerin isteklerine uyulmaması durumunda sansür ve sansürlü Google (Dragonfly) gibi gelişmeler, dünyadan kopuk, yerel internetler oluşmasına neden olacak gibi gözüküyor.

Her ne kadar bu hareketin öncüsü Çin olsa da, Rusya ve Rusya’nın iyi ilişkilere sahip olduğu eski sovyet ülkeleri zaten yerel arama motorlarını, sosyal medya sitelerini ABD veya batı Avrupa menşeili sitelerden daha çok kullanıyorlar. Bu da interneti tamamen kapatmadan neredeyse tamamen sansürlenmiş bir internete geçişi oldukça kolaylaştırabiliyor. Doğu-Batı arasındaki soğuk savaş döneminden kalan ilişki düzeyi büyük oranda devam ediyor. Hâlâ Rusya'nın yörüngesinde dolanan eski komünist ülkeler, Ortadoğu ve Afrika diktatörlükleri ve Müslüman yoğunluklu ülkelerin bir çoğu Batı’dakinden farklı ifade özgürlüğü ve bunun uzantısı olarak internet özgürlüğü anlayışına ve yasalarına sahip. Bugün Google’da arama yaptığımız vakit, her ne kadar tıkladığımız zaman engellenmiş bir siteyle karşılaşabilsek de, dünyanın herhangi bir yerinde arama yapan kişi ile aynı sonuçlara ulaşabiliyoruz. Fakat tamamen yerelleştirilmiş internet siteleri ile bu sonuçların varlığından bile haberdar olmayabiliriz. Kuzey Kore ile ilgili anlatılan efsaneleri bilirsiniz, ülkenin nasıl başarıdan başarıya koştuğuna dair haberler yapan devlet kanalı her ne kadar bazı insanlara inandırıcı gelmese de bunları yalanlayacak bilgileri elde edebilecekleri bir dünyaya erişimleri yok. Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip insanların sadece %1’i yılda en az bir kez yurtdışına çıkıyor. Türkiye'deki insanların sadece %4'ü Hacca gitmek dışında bir amaçla pasaport edinmiş ama ya yurtdışına çok az çıkmış veya hiç çıkmamışlar. 77 milyon Türkiye vatandaşı herhangi bir demokratik ülkeyi hiç görmemiş. Günümüzde Türkiye gibi bir ülkede internetten her türlü veriye büyük oranda erişilebilirken bile yaşadıklarımız ortadayken, yerelleştirilmiş bir internetin doğuracağı sonuçları düşünebiliyor musunuz?

Çin’in önderlik ettiği yerelleştirilmiş uluslararası servisler, AB'nin GDPR'ı, ülkelerin sınırlarına hapsolmuş internetler yaratmasa da, özgür internetten yana olanlar ile devlet kontrollü internetten yana olanları ayrı kutuplara itecek. Muhtemelen bir noktada İnternet, Joseph Carl Robnett Licklider'ın tahayyül ettiği şekilde herkesin birbiriyle iletişim kurmasını ve her bilgiye ulaşmasını sağlayan bir araç olmaktan çıkıp, "bizim internetimiz" ve "sizin internetiniz" olarak ayrışacak.

Bu gidişatı durdurabilecek tek şey, serbest piyasa ekonomisini ve serbest ticareti desteklemek gibi gözüküyor. Fakat liberal demokrasilerde bile serbest piyasa ve serbest ticaret her gün darbe alıyor. Bu nedenle gelecek pek de parlak gözükmüyor.

Bu yazı 25-09-2018 tarihinde yayınlanmıştır.

BİR DE BUNU OKU
Siber Güveliğin En Zayıf Halkasının İnsan Olduğunun Kanıtı Olan Bir Test: Robin Sage

Siber Güveliğin En Zayıf Halkasının İnsan Olduğunun Kanıtı Olan Bir Test: Robin Sage

Robin Sage, bir çok kişiyi kendine aşık etti. Ama aslında böyle biri yok. 2009 yılında siber güvenlik tarihinin en iyi testlerinden biri yapıldı.

DEVAMINI OKU