Dragonfly: Google Çin'e Sansürle Giriyor

Dragonfly: Google Çin'e Sansürle Giriyor

Google karanlık tarafa geçiyor.

Ağustos ayı başında ortaya çıkan bilgilere göre Google, Çin pazarına girebilmek için, Çin'in sansür politikalarına uyum sağlayacak özel bir arama motorunu Komünist Parti rejimiyle temas halinde geliştiriyor. Dragonfly kod adıyla geliştirilen bu arama motoru için Google'ın Çin ile yaptığı pazarlıklar yeni bir tartışma başlattı.

Önce bir neler olduğuna bakalım: Sızan haberlere göre 2017 sonunda Google CEO'su Sundar Pichai'nin Çin hükümeti ile üst düzey görüşmeleri sonrası hızlandırılan Dragonfly projesine aslında 2017 yılının ilk yarısında başlanmış. Google kamuoyu baskısıyla geri adım atmazsa, Dragonfly 2019 yılının ilk yarısında yayınlanacak. Dragonfly'ın kamuoyuna ifşa edilmesinden sonra yapılan bir personel toplantısında Google CEO'su Sundar Pichai, Dragonfly ile ilgili gelen sorular üzerine Çin piyasasına girişle ilgili çalışmaların sadece “keşif” olduğunu, Google’ın Çin’e dönmesi gerektiğine inandığını ama bir arama motoru ürünü piyasaya sürmeye şimdilik uzak olduğunu belirtti. Aynı toplantıda kurucu ortaklardan olan Sergey Brin'in yaptığı açıklama ise şaşırtıcıydı: Proje bir Google çalışanı tarafından kamuoyuna ifşa edilene kadar Dragonfly konusunda hiçbir şey bilmiyordu. Brin, Dragonfly’a tam olarak karşı çıkmadığını, yavaşça yürütülen karmaşık bir süreç olduğunu belirtti.

PICHAI NE GİZLİYOR?

Sundar Pichai'nin “keşif” diye adlandırdığı süreç, keşiften daha fazlası gibi duruyor. Pichai defalarca Çin’i ziyaret ettiği gibi, Komünist Parti rejiminin üst düzey yöneticileriyle de görüştü. Özellikle Politbüro üyesi ve Komünist Parti Genel Sekreteri (Aslında Çin’e göre bu pozisyonun adı “Sekreteryanın Sekreteri”, Çin’de parti lideri Gemel Sekreter olarak adlandırılıyor) Wang Huning ile görüşmesi işin ciddiyetini gösteriyor. Wang Huning, devlet başkanı Xi Jinping’nın en yakın danışmanlarından biri ve neredeyse tüm gezilerinde Xi Jinping’e eşlik ediyor. Wang Huning ile yapılan görüşme keşif süreci için en nazik şekliyle ifade edersek çok fazla "üst düzey".

Ayrıca Dragonfly hakkında sızan ilk bilgiler projenin hızlandırılması gerektiğine dair talimatlar verildiğini ve arama motorunun ilk prototiplerinin Pekin'deki yöneticilere sunulduğunu ifşa ediyordu. ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasında "bozulmuş uluslararası sistemin uzun zamandır Çin tarafından istismar edilmesi"ni düzeltme vaadini hayata geçirmek için Çin'e karşı ilan ettiği ticaret savaşının projenin önündeki tek engel olduğu proje çalışanlarına bildirilmişti. Söylenenlere göre, bu ticaret savaşı nedeniyle Google'ın sansürlü arama motoru projesine onay vermesi gereken Komünist Parti yetkililer pazarlıkları yavaşlatmış.

Tabii bir de gizlilik konusu var. Dragonfly sızıntısının üzerinden 2 ay geçmiş olmasına rağmen Google hâlâ tatmin edici bir açıklama yapmadı. Dragonfly hakkında gazetecilerin sorduğu sorulara “gelecek planları üzerine spekülasyonlarla ilgili yorum yapılmayacağı” cevabı uygun görüldü.

Google çalışanları da bu durumun açığa çıkmasından sonra gizlilikle yürütülen bu proje hakkında sorular sormaya başladı. Etik ve ahlaki kriz olarak gördükleri Dragonfly projesi nedeniyle öfke ve kafa karışıklığı yaşadıklarını ifade eden çalışanlar oldu. Çalışanlar tarafından yöneticilere Google’ın temel etik kurallarından olan “genel kabul görmüş prensipler ve uluslararası yasalar ve insan haklarına aykırı teknolojiler geliştirmeme”yi ihlal ettiğini belirten ve sorular soran bir metin dolaşıma sokuldu. Google’ın yapay zeka teknolojilerini kullanacak olan sistem nedeniyle “neye katkıda bulunduğumuzu bilmek isteriz” dediler. Buna rağmen doğru düzgün bir cevap alamayan bazı Google çalışanları istifa etti, projede çalışması istenen bazı çalışanlar ise bu isteği reddetti.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Sınır Tanımayan Gazeteciler(Reporters Without Borders), Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists), Electronic Frontier Foundation, PEN International gibi 14 kurumun oluşturduğu bir koalisyon, Google CEO’su Sundar Pichai’ye yönelik yayınladıkları açık mektupta Dragonfly’ın “Google tarafından insan haklarına yönelik endişe verici bir kapitülasyon” olduğunu ve Google’ın doğrudan insan hakları ihlallerine ortak olacağını açıkladılar. Bazı senatörler Google'ı kınadılar. Google yine cevap vermedi.

Google, dijital haklar örgütü GNI (Global Network Initiative) üyesi olması sebebiyle ifade özgürlüğü ve gizlilik üzerine bir takım prensiplere uyacağını garanti etmişti. Bu prensipler, devletlerin yasak taleplerine karşı kullanıcılarının ifade özgürlüklerini ve gizliliklerini korumayı da kapsıyor. Bu da, Çin gibi geniş sansür talep eden devletlerle çalışmayı imkansız hale getiriyor. GNI düzenli olarak üyelerinin prensiplere uyup uymadığını da denetliyor. Bu nedenle Google GNI’ın sorularını cevaplamak zorunda. Fakat Google, GNI’a da cevap vermiyor.

AYNI HATAYI İKİ KERE Mİ YAPACAK?

Google Çin'e ilk kez girmiyor. 2006-2010 yılları arasında Çin’in sansür isteklerine uygun şekilde Çin'de hizmet veren Google, ABD’de ağır eleştirilerle karşılaştı. Google temel felsefesi olarak açıkladığı “10 şey”den biri olan “Kötülük yapmadan para kazanabilirsiniz” politikasını çiğnemekle suçlanmış, Çin’in sansür politikasına destek vererek insan haklarını çiğneme konusunda suç ortağı ilan edilmişti. Bu baskılar üzerine Google, Mart 2010’da Çin piyasasından çekildi. Dragonfly girişimi 8 yıldan fazladır uzak durulan Çin’e tekrar giriş yapılması anlamına geliyor. Google sansür uygulamasını kaldırdığından beri Hong Kong gibi bir kaç bölge dışında Çin’deki kullanıcılar tarafından kullanılamıyor.

2010 yılında Çin’deki sansürlü yayını sonlandırırken şirketin kurucularından Brin, Google’ın sansüre karşı yüzü olmuştu. Ayrıca, Sovyetler Birliği’nde doğduğu ve baskıcı bir rejim tecrübesine sahip olduğu için sansürle ilgili hassasiyete sahip olduğu düşünülüyordu. Ailesinin yaşadıkları nedeniyle “bireysel özgürlüklerin boğulmasına karşı özellikle hassas” olduğunu söylüyordu. 2010’da Google Çin’den çıktıktan sonra, şirketin totaliteryen güçlere karşı itirazı olduğunu belirtip, Google’ın Çin’den çıkmasının daha özgür bir internetin yolunu açacağını umduğunu eklemişti. Bu nedenle Brin'in Dragonfly'a karşı olmadığını belirtmesi, bilişim dünyası kadar insan hakları örgütlerini de şaşırttı.

Dragonfly ile ilgili en çarpıcı yorumlardan biri ise 2006’dan 2010’a kadar Çin'li kullanıcılara sunulan sansürlü Google için çalışmış Brandon Downey'den geldi. Downey, Çin'e piyasasına dönmenin nasıl büyük bir hata olacağını şöyle açıklıyor: “Çin’in sansür politikalarını güçlendirmeye ne kadar katkı sağladımı bilmiyorum ama yanlıştı. Bana ve kariyerime yarar sağlamaktan başka bir işe yaramadı, yani ahlaki olmayan davranışın klasik tanımına uyuyor: Birşeyler yaptım ve İnsanların hayatını daha da kötüleştirdim.”

2010'DAN 2018'E: NE DEĞİŞTİ?

Çin Komünist Parti rejimi baskıcı ve sansürcü politikalarıyla biliniyor. Nasıl bir rejimden bahsettiğimi bilmeyenler için bir örnek: 2012 yılında Çin Komünist Partisi'nin 18.Ulusal Kongresi öncesinde muhalif sesleri susturmak için aldığı önlemlerden biri taksilerin camlarını açan kolların sökülmesi oldu. Muhaliflerin taksiyle dolaşarak camdan broşür dağıtma ihtimaline karşı rejimin aldığı bu önlem daha sonra Ai Weiwei'nin bir eserine konu edildi.

Ai Weiwei

1989 Tiananmen Meydanı Katliamı, demokrasi, antikomünizm, Orwell’ın 1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları (ve otoriter rejim eleştirisi yapan neredeyse tüm kitaplar)... Çin hükümetinin internetteki sansürü ifade özgürlüğünü, bir çok haberi, akademik çalışmaları, cinselliği ve Çin Komünist Parti rejimine muhalif her türlü içeriği kapsıyor. Facebook, Twitter, Instagram, New York Times, Wall Street Journal, The Guardian, BBC ve Wikipedia gibi sitelere de erişmek mümkün değil. Çin’de çalışan şirketlerin güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının istedikleri tüm bilgileri sağlaması kanuni bir zorunluluk.

Google'ın Çin'i terk ettiği 2010 yılından bugüne Çin’de sansür hem daha kapsayıcı, hem de daha yaygın hale geldi. 2016 yılında Çin, interneti gözetlemek ve sansürlemek için otomatik bir sistem geliştirerek yasakları aşmaya çalışan Çinliler üzerindeki baskıyı da artırdı. Ayrıca Çin’deki sansürler ve gözetimler artarken, kullanıcılara bu konuda sağlanan bildirimler de giderek azalıyor. Artık aradığı sonucun devlet eliyle kaldırıldığını bile bilmeyen kullanıcılar aradıkları şeyin “hiç var olmadığını” düşünebilecekler.

Çin, Google'ın da bu tür içerikleri arama sonuçlarından tamamen çıkarmasını, hatta bazı arama terimleri için hiçbir sonuç göstermemesini bekliyor. Ayrıca, Google'ın Çin piyasasına Dragonfly ile tekrar girerken bir Çinli ortağa da sahip olmak zorunda olacağı ve bu ortağın API aracılığıyla sansürü kendi başına genişletme yetkisine sahip olacağı da sızan bilgiler arasında. Bu da Google'ın Çin piyasasına dönüş için küçük tavizler vereceğini düşünmesi durumunda bile sonucun istediği gibi olmayabileceğini gösteriyor. Muhaliflerini, insan hakları aktivistlerini ve gazetecileri sıklıkla hedef alan Komünist Parti rejiminin güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının talep ettiği bilgileri sağlama zorunluluğu, Google’ın Çin’li kullanıcılarını nasıl koruyacağı sorusunu da ortaya çıkarıyor. Zira Google, Gazetecileri Koruma Komitesi, Sınır Tanımayan Gazeteciler, GNI, Electronic Frontier Foundation, Access Now, Internet Association ve Reform Government Surveillance gibi bir çok organizasyona üyeliği gereği ifade özgürlüğünü korumayı, insan haklarını desteklemeyi, internet özgürlüğünü artırmayı, kullanıcılara gizlilik sağlamayı ve devletlerin sansür ve gözetim uygulamalarına karşı mücadele etmeyi garanti etmiş durumda. Google'ın çalışanlarının büyük çoğunluğu da dünyanın en büyük bilişim profesyonelleri organizasyonu ACM (The Association of Computing Machinery) üyesi olmaları sebebiyle bazı prensiplere bağlılar. ACM’nin etik kodu, teknoloji geliştirmenin hedefinin “topluma ve insan refahına katkıda bulunmak” ve “insan haklarının desteklenmesi ve her bireyin özerklik hakkını korumak” olduğunu belirtiyor ve ekliyor “Bilişim profesyonellerinin insanları haklarından mahrum etmek veya baskı altına almayı sağlayacak sistemler ve teknolojiler yaratmaktan kaçınma konusunda harekete geçmelidir.” Bu etik kod doğrudan Google üzerinde bir bağlayıcı güce sahip olmasa da çalışanlarını bağlıyor.

2018 yılı başında Google ABD ordusu dronelarının sağladığı görüntüleri daha iyi değerlendirmek için yapay zeka çalışmaları yapacakken, Google çalışanlarının baskıları ve protestoları sonucu Google projeyi iptal etmişti ve yapay zeka etik prensiplerini yayınlamıştı. Bu prensiplerle Google, uluslararası kabul görmüş normlara aykırı şekilde gözetim yapılması için bilgi toplayacak, uluslararası hukukun ve insan haklarının yaygın kabul görmüş ilkelerine aykırı amaçlarla kullanılacak veya genel olarak zararlı teknolojileri geliştirmeyeceğini veya geliştirmeye yardımcı olmayacağını ilan etti. Çin'in Google'dan beklentileri yapay zeka kullanımını da gerektirecek gibi gözüküyor.

SU-İ MİSAL EMSAL OLURSA...

Çin dünyadaki internet kullanıcılarının yaklaşık %20'sine sahip. Çin hükümeti baskıcı politikalarından geri adım atmıyor olmasına rağmen, Google'ın ağzını sulandıran da pastanın yere düşmüş bu dilimi. Trump’ın Çin’e ilan ettiği ticaret savaşı Pekin’in Dragonfly’ı onaylamasını geciktirse de, sonunda onay alınacağına kesin gözüyle bakılıyor. Google'ın insan haklarını ihlal etmeye yardım etmeden Çin pazarına girmesi imkansız görünürken, Dragonfly’ın Xi Jinping için baskıcı rejimini meşrulaştırma konusunda bir zafer olacağı kesin. Eğer Çin, Google gibi bir teknoloji devine de diz çöktürmeyi başarırsa, Çin'de iş yapmayı düşünen hiç bir şirketin Çin yönetimiyle insan hakları konusunda pazarlık etme şansı kalmayacaktır. Üstüne üstlük, Çin rejiminin gözetim politikalarını destekleyecek teknolojileri baskı gruplarının eleştirilerinden çekindikleri için satmayan bazı şirketlerin üzerindeki baskının da azalmasına sebep olacaktır.

Daha da kötüsü, Google’ın Çin’e vereceği bu tavizi diğer ülkeler de talep edebilir. Diktatörlükler ve illiberal demokrasilerin yöneticilerinin, muhalefetin kendine yer bulabildiği tek mecra olan interneti tam egemenlik altına almak için bu işaret fişeğini beklediklerine emin olabilirsiniz.

Bu yazı 20-09-2018 tarihinde yayınlanmıştır.